2 Nisan 2017 Pazar

İstanbul'lu Bloggerlar Bodrum'u Keşfe Çıkarsa! ~~

Selamlar Millet!!!
Uzuuunnnn zaman sonra gezip tozdum tarzında bir yazıyla geldim! Yehhhuuu. Biliyorum bazılarınız (örneğin; sevgili ruhsuz atmaca) gezi yazılarımı daha çok seviyor o yüzden bu yazı onlara ithaf olsun! (:
Efenim birçoğunuzun hafta sonu paylaşımlarından ötürü bildiği üzere eski İstanbul'lu şimdilerin Bodrum'lu bloggerı olan ben, blogger dostlarımdan Ali Çalışkan, Hamiyet Akan ve Sercan Çerikci'yi misafir ettim. Buraya geldiğimden beri gezip tozmaya pek vaktimin ve hevesimin olmadığı birçok yeri gezdik, cici insanlarla tanıştık ve daha neler neler! :)
Gezi yazılarımı fotoğraflarla süslemeyi severim, biliyorsunuz. O yüzden buyurunuz efenim, fotoğraflar konuşsun! :)
Hamişim ve ben ilk iki günü kız kıza dedikodularla geçirdik.
Cumartesi günü Ali ve Sercan da bize katılınca ekip tamamlandı! (:
Yazıma geçmeden minik bişicik söyleyeyim; Starbucks'taki CAN! Sanırım o gün bizim hem çılgın olduğumuzu düşündü hem de sayemizde aldığı övgülerle baya mutlu oldu! (:
Diğer çocuğun adını hatırlamıyorum- Hamiş hatırlıyorsan söyle yazalım- Hamişle birlikte çıkmadan bir tuvalete girelim saçımızı, başımızı düzeltelim falan dedik ama bir de ne görelim? Ortalıkta ne tuvalet kağıdı var ne de sabun. Eh biz de doğal olarak çalışan arkadaşlara seslendik ve adını hatırlayamadığım arkadaş ben moladayım deyip bir odaya girdi, tabii kapıyı çarpmayı da ihmal etmedi! O sırada kurtarıcımız Can ortaya çıktı. :) Sabunluğu doldurmakla kalmadı bize o saygısız arkadaşın adını söyleyip şube müdürünü degösterdi. Biz de durur muyuz? Hemen müdüre gittik. Can'ı ayın elemanı seçin, diğer arkadaşın da bir kulaklarını çekin, dedik. Belki bazılarınız bu davranışımıza kızacaktır ama bence -bizce- yapılması gereken buydu. Molaya çıkıyor da olsa bir insanın karşısındaki insanın suratına kapı çarpmaya asla ama asla hakkı yoktur. Hele ki bu insan bir anneyse!

Neyseee tatsız şeyleri geçelim!
Öncelikle buraya geldiğimden beri ilk defa Bodrum'a indim. İlk gün hem merkezde gezip esnafla kaynaştık hem de Bodrum Kale'sini gezdik. Kalenin manzarası harika. Aşağıdaki fotoğraf benim bakışımdan, Sercan'ın Niko'nu ile çekilenler :)
Bu görmüş olduğunuz yere giremedim ben çok korktummmmmm *-*
Ama Ali ve Hamiş çok cesurdu -_-
Ah bu eşek sıpasının güzel bir pozunu yakalamak için az mı koştum peşinden! Hem de korkudan öle öle :D :D 




Tosbikimmmm seni alıp eve getirmeyi ne çok istedim! *-*




Tatlış ablişimle ben (:



Gezdik tozduk tabii sonunda acıktık! Veee Hükümet Sokak'ta Hadi Abi ile 40 yıllık hayat arkadaşı Elif Abla'yı bulduk. Tabii bir de misler gibi mantı ve çiğ börek! *-* Yolunuz düşerse bence mutlaka uğrayın (:

Sokak ortasında n'apıyoruz biz? :D




Gelelim pazar gününe (: Zeki Müren'in müzeleştirilen evini gezdik, devasa topuklu ayakkabıları beni şok etti! *-* Buyurunuz fotoğraflar karşınızda :)
O devasa topuklu ayakkabıları snap olarak atmışım ve telefona kaydetmeyi unutmuşum. O yüzden ne yazık ki paylaşamıyorum... Ama bakınız bendeniz karşınızdayım :P :)

En son Gümüşlük'e gittik. Nedensizce burada en sevdiğim yer, Gümüşlük. Huzur veriyor bana <3
Tipime bak ya! :D
Manzaranın mükemmeliği <3
İnanın aşağıdaki fotolarda ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz! :D
Nil Karaibrahimgil de kimmiş? Karşınızda özgür kız Aslı! :)

Çok güldük, çok eğlendik. Boş caddelerde şarkılar söyleyerek dolandık! Unutulmaz, güzel zamanlar geçirdik! Ve ne yazık ki hafta sonu gelip geçti... Ali ve Hamiyet şu anda İstanbul'da. Sercan ve ben birlikte bir iki gün daha geçirdik. Bir iki fotoğraf daha gelecek yani. Ama şu an ben evimdeyim, tek başıma yazımı yazıyorum sizler için. Sercan da çok sevdiği Alanya'ya döndü, dün akşam...


Hayır hayır Starbucks'tan reklam parası almadık! :D
Son olarak eğlencelikli Boomerang'lar ve videolar gelsin, bu yazı da burada bitsin. :)



Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın. Huzur, mutluluk, sevgi hep sizinle olsun!
Kocaman Sevgilerimle,